13 Aralık 2010 Pazartesi

Kuşlara Sahip Çıkalım

Kuşlara Sahip Çıkalım






Biraz geç geldi ama çok geçmeden geldi. Tabiatın dinlenmesi için gereken kar yağışı nihayet başladı. Eski insanlarımızın daha sık kullandığı bir tabir vardır yağmur ve kar için.‘’bereket’’yağıyor derler.

İnanış odur ki gökten inen her kar tanesini bir melek indirirmiş. Belki de bu yüzden bereket demişlerdir atalarımız. Düşünsenize gökten melekler iniyor dünyaya… Kar yağışı başladığı zaman ortalık sessizleşir tabiat adeta sanki bir sese kulak verirmişçesine sükûnete girer.

Gökyüzünden inen bereket insanoğlu için inmektedir. Şimdilerde şükürsüzlüğünü en üst seviyede tutan insanoğlu adını kara kış koymuşsa da, kış berekettir.

Kış hem berekettir hem de insanoğlu için sevap kazanmanın, iyilik yapmanın en kolay olduğu bir iklimdir.

Osmanlıda yapılan her sarayda malikânede ve dahi gönlü zengin kişilerin yaptırdığı her ev ve vakıfta’’ kuş sarayları’ varmış. Heybetli, güçlü ve cahil Avrupa’nın ‘barbarı’’ Osmanlının ince ruhuna bakın… Koca koca insanlar, hatırı sayılır devlet adamları evlerine bereket getirsin diye insanlar ile iç içe yaşayan kuşlar için kuş sarayları yapmışlar… Bu yuvaların yapıldığı evlerin geneli ahşap olduğu ve zamanla ahşap binaların yangınla yok olması ile bu saraylardan günümüze çok azı kalmıştır.


Eskiden kabristanlarda görürdüm bazen. Ağaçlara asılan minyatür ev şeklinde kutuları. İnanış odur ki kabristana dikilen her ağaçtan yahut daha açık bir deyişle kurda, kuşa yarar sağlayan her şeyden kabristanda yatana sevap yazılırmış. Gerçi ben bu görüşü doğru bulmasam da ölüye olmasa da diriye, diriye olmasa da tabiata faydası olan bu âdetin terk edilmesine üzülüyorum.

Hemen hemen hepimizin günlük sofrasından artan ekmek kırıntıları yahut yemek artığı olur. Kimi insanımız bu artıkları hayvanlar için ayırır, kimisi ayırır ve tabiata karınca için bırakır ama birçoğumuz çöpe atar… Bir buğday tanesinin ardında ki emeği bilmeden o tane için tabiatın seferber olduğunu unutan bizler maalesef nimete saygısızlık yapıp, israfa girip yiyecekler çöpe atıyoruz…

Ve ne acıdır ki birisinin balkonuna bir kuş konsa ‘’ aman balkonumu pisler, aman alışır astığım çamaşırları pisler’ deyip evimize bereket getirecek olan o kuşları kovmak için elinden geleni yapan insanlarımız da var. Gelin biz evimize gelen bereketi, ayağımıza gelen sevap kazanma fırsatını değerlendirelim. Ya da geçin mevzunun dini getiri yönünü, işin insani tatmin yönünü düşünün.



Soğuktan bütün uzuvları uyuşmuş, açlıktan kanı donmak üzere olan bir kuş yerine koyun kendinizi..Açlıktan toprak yiye yiye taşlığı çamur olmuş..Ve hayatınız birilerinin yediği yemeğin artığına bağlı…



Sevgili hemşerilerim, tabiatın bir dengesi vardır. Bakın bugün tarla sahipleri tarla faresi ile mücadele edememektedir. Buda tabiatın dengesini bozma cehaletine düşmüş insanoğlunun eseridir. Gelin bu tabii dengeyi korumak için, ister sevap için, ister insaniyet için, bu kış ekmek artıklarınızı evinizin balkonuna, ya da daha da hayırlısı olarak kıra, bayıra, kuşların yiyebileceği yerlere bırakın. Balkonunuza koyacağınız küçük bir kaba koyun, kuşların duasını alın. Osmanlının hatırasını canlandırın.






Kışımızın bereketli geçmesi dileği ile..

Hüseyin DUMRU.

0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More