20 Kasım 2011 Pazar

Bıçak Yapımında Kullanılan Malzemeler

  Bu merak bende faaliyete geçmeye başladığından bu yana "alet işler, el övünür" sözünün ne kadar doğru bir tespit olduğunu daha da bir anladım.

ilk önce benim için adeta "olmazsa olmaz" görünen  dremel türevi elektirikli oyuncağım sanki bütün işleri tek başına başarabilecek güçte bir donanıma sahipti. Zaman geçtikçe,anladım ki çok da olmazsa olmaz bir alet değil miş.

Kafamıza göre kesip biçeceğimiz malzememiz çelik ise illaki bir demir testeremiz olacak. Taslağını üzerine çizdiğimiz profilden, bıçağımızı bu testere ile kesip çıkaracağız.Tabi bir elimizde profil bir elimizde testere olmayacak. Proflimizi bir mengeneye sıkıştıracağız.

 Profil.  bir mengeneyle sıkıştırılmış sa her türlü susuz çeliğe dokuz takla attırabilir, şekilden şekle sokabilirsiniz.
Lakin bunun da incelikleri vardır. Benim bu güne kadar okuduğum ve gözlemlediğim fakat uygulayamadığım çalışma şekli. Yani mengene sağlam bir zeminde ve bel  ile göğüs arasında bir seviyede olması gerekir ki vucut ağırlığınızı verebilesiniz. Bunun aksine çalışırsanız örneğin; belden aşağı bir seviyede olursa dengesiz bir tutuş olur ki bu da çalışmanızı çook ama çook yavaşlatır.O zaman ne yapıyoruz kendi boyumuza göre mengene yüksekliğini ayarlıyoruz.

Eeveet kabataslak keskin köşeleri olan bıçak profilimizi elimize aldık. İşte o an anlarsınız ki bir tohum toprağı delmek üzere. ama bir türlü toprak üstüne çıkamııyor. Ona yardımcıı olmak gerekir,  bıçağa ruhu üfürmek gerekir, anladım ki eğe ile bütünleşmek gerekir.


Eğe çok hırçın bir arkadaştır, kontrolü elinize alabilmeniz için eğe sapının tamda elinize göre olması gerekir.
İkinci dikkat gerektiren husus en az bir tane kaba ve ince dişli eğeniz olmalı. Kaba çalışmaları yani talaş kaldırma işinde adeta dozer gibi çalışarak dağ gibi çeliği dümdüz yol yapar geçer. Ve ince dişli bir eğe. Kaba dişin açtığı yolu düzeltmek, kaba çiziklerden düz bir satıh elde etmek için en güzel yol.

Bu iki eğe kaba çalışma aşaması için olmazsa olmazdır. İleri aşamalar için piyasada mevcut olan çok çeşitli eğe takımları vardır. Ama biz daha oraya henüz gelmedik.

Kabataslak çıkardığımız profili eğemiz ile yeterince haşır neşir ettirdikten sonra elimize aldığımız genç zıpkın delikanlı bir bıçaktır. Ama daha hamdır.. Pişmemiştir.
Atalarımız "ağaç yaş iken eğilir" demiş. Yani bıçağımıza ne yapacaksak ham iken yapmalıyız. Eğer düz ve pürüzsüz ayna gibi bir yüzey istiyorsak, ZIMPARA ile tanışmak gerekir ve hatta zımparanın çok kalabalık ailesine ve bu ailenin her yaş gurubun becerisi hakkında iyi bir istihbaratınız olmalıdır.

Bu zıpmaragiller aşireti yüzeysel olarak iki aileye ayrılır. Biri sulu diğeri susuz zımparalar. Bunlar başta aht etmişler. Bir birlerinin işlerine karışmayacaklar. Susuz zımparalar  gayet net ve açık konuşurlar" aga ahşapta beni kullanırsan sana pırıl pırıl bir ahşap bırakırım ama biraz zamanını  ve emeğini alırıım" diye peşinen söylerler ki en büyük düşmanı olan çelikte aşiretin diğer ailesi olan sulu zımparalar kullanılsın.

Aşiretin her iki ailesinde de şu değişmez bir kuraldır. En güçlülere en düşük numara verilir. Aslında bu numara zımparada belirli alana düşen aşındırıcı taneciklerin sıklığına göre verilir.  Tanecikler ne kadar büyükse  numarada o kadar küçüktür.30 kumdan başlar ki buda nerdeyse törpü kadar kaba bir çalışma alanı bırakır.
Zımparalama işine daima küçük  numaradan büyük numaraya sırasıyla geçmelidir. 40-60-80-120-180-220-....2000 kuma kadar zımpara bende mevcut ama 3000 ve hatta 4000 kum olanı da piyasada bulunabiliyor.

0 yorum:

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More